Bugun...


Şehir Hayatında Unuttuğumuz Ne Varsa Karadeniz’de!

Şehir Hayatında Unuttuğumuz Ne Varsa Karadeniz’de!
+ -

Ayak bastığınız her yerde yeşilin büyüsüne kendinizi bırakacağınız cömert bir doğa, susadığınız anda tereddüt etmeden eğilip bir avuç dolusu su içebileceğiniz buz gibi kaynaklar, yüksek yaylaların serinliğinde içinizi ısıtacak yeni sağılmış bir bardak süt, tadı damağınızda kalacak doğal lezzetler ve karşı konulmaz bir tulum ezgisinin başlattığı horonlarına katılıp hiç tanımadan elinden tuttuğunuz güler yüzlü, esprili ve cana yakın insanlar…

İstanbul’da büyümüş bir bünye için Karadeniz demek mucize demek… Görsel hafızanıza kayıtlı resimlerin farklı bir evrende yeniden çizilmesi demek… Sağı-solu insani boyutları aşan yapılarla çevrili kalabalık caddelerin yerini yüksek dağlarla çevrili yemyeşil vadiler alıyor mesela… Araba uğultularının yerine geçen, kaynağı sonsuzlukmuş hissi veren derelerin serinleten sesleri gerçek kılıyor resmi. Her şey olması gerektiği gibi aslında… Doğa o kadar görkemli ki insana durması gerektiği yeri hatırlatıyor her adımda… Birkaç gün sürecek bir Karadeniz Turu, doğa ve insana dair tüm yaşamınız boyunca edindiğiniz bakış açısını değiştirmeye yetiyor.

karadeniz yayla 825x600
Etstur’un Uçaklı Karadeniz Turu ile dolu dolu 4 günümü geçirdim bölgede… Tarihi, doğal güzellikleri, lezzetleri ve insan hikayeleri ile zengin bir coğrafyayı anlatırken “görülecek yerler, yapılacak şeyler” listesi de hayli kabarık oluyor haliyle. O kadar büyüleyici bir atmosfer ki sizi karşılayan, benim gibi ilk kez gidiyorsanız, turun daha ilk durağında “Neden bu kadar erteledim, neden daha önce gelmedim?” şeklindeki hayıflanmalarla bir süre boğuşuyorsunuz. Sonrasında ise “Herkes ömründe mutlaka bir kez de olsa Karadeniz’i görmeli!” cümlesi eşlik ediyor gezi boyunca karşınıza çıkan manzaralara…

firtina deresi 825x600

Fırtına Deresi

Karadeniz’le Tanışma: Fırtına Vadisi ve Ayder Yaylası

Gezinin ilk günü Trabzon Havaalanı’na indikten sonra kahvaltı molasının ardından tur süresince bizi gezdirecek olan otobüsümüze binip Çamlıhemşin’e doğru yol aldık ve kendimizi son yıllarda özellikle de dizilerle adını duyuran doğal cennet Fırtına Vadisi’nin akışına bıraktık. Daha önce fotoğraflardan ya da ekranlardan gördüğüm manzaralar tüm gerçekliğiyle karşımdaydı. Karadeniz ezgilerinin tatlı tatlı eşlik ettiği yolculuk boyunca, yolun bir tarafında deli hızıyla akan ve Cenevizlilerden kalma kemerli taş köprülerin süslediği Fırtına Deresi’ni, diğer tarafında göz alıcı yeşilleriyle yükselen, koca koca ağaçların giydirdiği sarp yamaçları ve bu görüntüye uyum sağlayan ahşap Karadeniz evlerini görmek, bir anda şehre dair izleri silip atıyor kafanızdan.

cinciva koprusu 825x600
Fotoğraf molası vermek için indiğimiz yerde, Çinçiva Köprüsü’ne komşu olan ahşap bir ev dikkatimizi çekiyor. Tur grubundan birkaç kişiye tanıdık gelen evin geçtiğimiz sezon yayınlanan ve beğeni ile izlenen Sevdaluk dizisinin çekildiği yer olduğunu öğreniyoruz rehberimizden. Ardından istikamet denizden 750 metre yükseklikte, vadinin yeşil yamaçları arasına gizlenmiş ve Trabzon Rum İmparatorluğu döneminden günümüze, yüzyıllardır görkemini koruyan Zilkale oluyor. Yolculuğun bu noktasında yağmur ve sis de gezimize eşlik etmeye başlayınca hayalini kurduğum Karadeniz resmi tamamlanıyor.

Palovit selalesi-04-825x600
Zilkale’den sonra Palovit Şelalesi’ne doğru ilerliyoruz. Vadide bir noktadan sonra araçlardan inip keyifli bir doğa yürüyüşünün ardından bölgenin en görkemli şelalelerinden biri olan Palovit’e ulaşıyoruz. Şelalenin sesini duyup, serinliğini hissedip, görkemine şahit olunca gruptaki herkes büyülenmiş bir şekilde kalıyor bir süre… Yürüyüşle geçirdiğimiz serbest zamanın ardından bu muhteşem güzelliği fotoğraflayıp vedalaşıyoruz.
Ayder yaylasi -825x600
İlk günün son durağı ise ladin ve kayın ormanlarının yeşiline bürünmüş bir fon üzerinde, her yıl yapılan yayla şenlikleriyle, coşkulu ve kalabalık horon görüntüleriyle aklıma kazınmış Ayder Yaylası… Ahşap yöresel evlerin yanı sıra çok sayıda otelin de bulunduğu yayla, özellikle turistik açıdan bölgenin en yoğun noktalarından. Ayder’de yürüyüşle geçirdiğimiz serbest zamanın ardından dere kenarına kurulu ahşap otelimize yerleşiyoruz. Akşam ise otelimizde açık büfe Karadeniz lezzetlerini tattıktan sonra yöre gençlerinin tulum ve horon eşliğindeki sürprizleriyle Karadeniz misafirperverliğini tam anlamıyla hissediyoruz. Kısa ve keyifli bir horon deneyiminin ardından günün sonunda Karadeniz ile tanışmış olmanın mutluluğu hepimizin yüzlerine yansıyor.

Yükseklere Yolculuk

Gezinin ikinci gününü sınır ötesinde, Batum’da geçiriyoruz. Üçüncü gün ise Karadeniz sınırlarında yine yoğun bir program var; İkizdere, Ovit Dağı-Buzul Gölü, Uzungöl, Lustra ve Karester yaylaları. Programdan anlaşılan şu; günün büyük bir kısmı yükseklerde, 2000 metrenin üzerinde geçecek! Sabah kahvaltı sonrası İkizdere’ye doğru yola koyuluyoruz. Yemyeşil yamaçları, zirvesi karlı dağları, dereleri ve etrafına serpilmiş yayla köyleri ile İkizdere, bu coğrafyada mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Doğa öylesine çarpıcı ki her derde deva oluşuyla nam salmış Anzer balının mucizesinin nedenini İkizdere’yi görünce anlıyorsunuz.

buzul golü 825x600
Vadiden yukarılara doğru çıkıp, yaklaşık 2600 metrelik bir rakıma ulaştığınız anda, yazın ortasında sizi bambaşka bir iklimle karşılayan Ovit Dağı ve eteğine kurulmuş Buzul Gölü ise her anlamda nefesinizi kesiyor. Yükseklikten kaynaklanan oksijen oranındaki değişim, bir anda hırkalara bürünmenize neden olan keskin hava ve yine belki de ilk kez deneyimlenecek bir manzara… Buzul Gölü sonrası Rize’ye veda zamanı… Sonrasında ise günün benim için en heyecan verici kısmı başlıyor; yine fotoğraflardan aklıma kazınmış bir diğer güzellik olan Trabzon Uzungöl ile tanışma vakti!

Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl, bölgeye özgü ağaç çeşitliliğini yansıtan sık ormanlarla ve dimdik yamaçlarla çevrili bir belde. Kaçkar ve Soğanlı Dağları’nın buluştuğu noktada bulunan yağmur ormanları ile yılın her dönemi yeşilini koruyan Uzungöl’ü görmeden önce, aklımda daha sakin ve yerel dokusunu çok da yitirmemiş bir yer canlandırıyordum hep. Ama Uzungöl’de tıpkı Akdeniz ya da Ege’nin turistik beldeleri gibi bir atmosfer ile karşılaştım. Adım başı önünüze çıkan ahşap oteller, hediyelik eşya dükkanlarının sıralandığı bir çarşı, kalabalık turist grupları, yabancı dilde (İngilizce ve Arapça) tabelalar, bisiklet turları, yerel restoranlar… Merkezde dolaşırken ilk önce turistik bir dekorun içerisinde gibi hissettirse de Uzungöl, yükseklerine doğru sakladığı bozulmamış yaylaları ile Karadeniz’de gönlümü fetheden adres oluyor.

karadeniz-03-825x600

Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl, bölgeye özgü ağaç çeşitliliğini yansıtan sık ormanlarla ve dimdik yamaçlarla çevrili bir belde. Kaçkar ve Soğanlı Dağları’nın buluştuğu noktada bulunan yağmur ormanları ile yılın her dönemi yeşilini koruyan Uzungöl’ü görmeden önce, aklımda daha sakin ve yerel dokusunu çok da yitirmemiş bir yer canlandırıyordum hep. Ama Uzungöl’de tıpkı Akdeniz ya da Ege’nin turistik beldeleri gibi bir atmosfer ile karşılaştım. Adım başı önünüze çıkan ahşap oteller, hediyelik eşya dükkanlarının sıralandığı bir çarşı, kalabalık turist grupları, yabancı dilde (İngilizce ve Arapça) tabelalar, bisiklet turları, yerel restoranlar… Merkezde dolaşırken ilk önce turistik bir dekorun içerisinde gibi hissettirse de Uzungöl, yükseklerine doğru sakladığı bozulmamış yaylaları ile Karadeniz’de gönlümü fetheden adres oluyor.

karadeniz-05-825x600

Gerçek Bir Yayla Deneyimi: Karester

Uzungöl deniz seviyesinden yaklaşık 1050 metre yükseklikte konumlanıyor. Otobüsümüzü merkezde bırakıp daha küçük minibüslerle başladığımız yayla turumuzda ise hedefimiz aşağıdan bakınca gözümüzle gördüğümüz en yüksek nokta; Karester Yaylası! Yaklaşık 2300 metrelik rakıma doğru dar ve dolambaçlı bir yoldan Uzungöl’ü kuş bakışı görecek şekilde, Karadeniz türküleri eşliğinde 30-40 dakika sürecek bir yolculuğa başlıyoruz. İlk durak biraz daha aşağıda kurulu Lustra Yaylası… Dağınık şekilde küme oluşturmuş yayla evlerinden oluşan bu dağ köyünde kısa bir mola veriyoruz. Minibüs kaptanımız ve rehberimizin söylediğine göre suyundan içenlerin evlenmesine vesile olmak gibi bir kerameti olan köy çeşmesinden buz gibi suyumuzu içip mevzuya dair biraz da şakalaştıktan sonra tekrar yola koyuluyoruz. Sonunda 2300 metre tamamlanıyor; bol dönemeçli, dimdik bir tırmanışın ardından uzun bir düzlükte uzanan Karester, bizi kuvvetli bir rüzgarla karşılıyor.

karester 3-825x600
Orijinalliğini yitirmemiş bir yayla Karester. Bunda merkezden oldukça uzakta konumlanıyor oluşunun ve zorlu yollarının da payı olsa gerek! Rüzgar sesinden başka hiçbir gürültü yok, sanki zaman durmuş ve bir tabloyu izliyor gibi hissediyorsunuz kendinizi bir süre. Keşif turu sırasında sağa sola kümeler halinde dağılmış, birbirine benzeyen yayla evlerine bakarken serbestçe otlayan hayvanlar biraz hareketlendiriyor gördüğümüz manzarayı. Yaylanın yerlileriyle ayaküstü sohbetlere dalıyoruz. Biraz dolaşıp bolca üşüdükten sonraysa minibüs kaptanımız ve eşi, ballı sıcak süt ve çay ile ağırlıyorlar bizi yayla evlerinde… Gün sonunda Karester’den ayrılırken zorlu yolların, doğa ile mücadele içinde bir yaşamın ve misafirperverliğin izleri zihnimde; ballı sütün sıcaklığı ve lezzeti ise damağımda kalıyor…

Karester 14-825x600
Karadeniz’de geçirdiğim dört günde, en çok etkilendiğim duraklar bunlar; ama tur programı elbette bu kadarla sınırlı değil. Yazının başında da söylediğim gibi; yanı başımızdaki bu eşsiz coğrafyanın hakkını vermek ve Karadeniz’i sadece ekranlardan değil gerçekten tanımak için herkes en azından bir kere de olsa benimkine benzer bir deneyim yaşamalı!

Doğu Karadeniz’de Ne Yemeli?

– Fırtına Deresi kenarında alabalık, turşu kavurma ve laz böreği
– Ayder Yaylası’nda sütlaç
– Uzungöl’de mıhlama ve güveçte kuru fasulye
– Hamsiköy’de ızgara et

Karadeniz’e Giderken Unutmayın!

– Yağmurluk
– Hırka
– Suya dayanıklı, kaymaz tabanlı bir spor ayakkabı
– Sırt çantası
– Güneş kremi
– İyi bir fotoğraf makinesi

karester 07-825x600

 




Bu haber 879 defa okunmuştur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
YUKARI