Bugun...


İtibar ve kıymetini Hak’ta bulanların gecesi: Kadir Gecesi
Allah Teala 'Onlar Allah'ı hakkıyla takdir edemediler' buyurur. Hiçbir akıl sahibi bu ayetin buyurduğu hükümde şaşılacak bir şey görmez. Kim, Allah'ı hakkıyla bilebildiğini veya takdir edebildiğini düşünür ki?

İtibar ve kıymetini Hak’ta bulanların gecesi: Kadir Gecesi
+ -

Allah Teala 'Onlar Allah'ı hakkıyla takdir edemediler' buyurur. Hiçbir akıl sahibi bu ayetin buyurduğu hükümde şaşılacak bir şey görmez. Kim, Allah'ı hakkıyla bilebildiğini veya takdir edebildiğini düşünür ki?

Bütün insanlar arasında Allah'ı en çok bilen Hz. Peygamber, 'Biz seni hakkıyla bilemedik, ey Maruf' diyerek bilgideki bu acizliğimizi dile getirmişti. Hz. Ebu Bekir'e izafe edilen bir cümlede 'İdrak edemeyeceğimizi idrak etmemiz idrakin kendisidir' denilir. Her insan Allah'ın kadrinin idrak edilemez olduğunu ve kimse tarafından ihata edilemeyeceğini bilir ve anlar. Herkes bilir ki Allah karşısında acizlik ve hayretten başka bir nasibimiz yoktur.

ALLAH'I HAKKIYLA BİLMEK 

Müslüman düşünürler şuna dikkatimizi çekti. Allah'ın dışındaki her şeyin kadrini bildik de sadece O'nun kadrini mi bilemedik? Kim eşyanın kadrini bildiğini iddia edebilir? Kim önündeki bir nesnenin, bir çiçeğin, bir ağacın, bir hayvanın, uçan bir kuşun kadrini bildiğini söyleyebilir? Bir şeyin kadrini bilmek onun hakikatini ve varlık sebebini idrak etmek demektir. Hepsinden önemlisi bir insanın kadrini bildiğini kim iddia edebilir? İbnü'l-Arabi bu Ayet-i Kerime'yi zikrettikten sonra benzer bir bağlamda 'gerçekte kimse insanın kadrini bilemedi' diyerek dikkatimizi insan sorununa çeker. İnsanın kadrini bilmek Allah'ın kadrini bilememenin neticesi olarak imkansızı aramaktır. Biz Allah'ı hakkıyla bilemeyince, O'nun var ettiği eşyayı bilemedik. Çağdaş dünyada müslümanların belki üzerinde en çok duracakları konuların başında bu gelir: Varlığın kadrini bilmek! İnsan bir meçhul hakikat gibi varlıkta bulunur ve kimse onun kadrü kıymetini bilemez. Peki kendisi bilir mi? Her insan başkasından şikayetçidir de kadrini bilen kaç insan vardır? Hz. Yusuf ile ilgili bir ayet meselenin en önemli kısmına dikkatimizi çeker: Yusuf'u köle olarak satın alanlardan söz ederken 'Onlar Yusuf'a karşı cimri davrandılar (zahit)' der. Bunun için kullanılan kelime züht veya zahitliktir. Kelimenin sözlük anlamıyla ayete mana versek, Yusuf'a karşı zahit kaldılar demek gerekir. Çağımızın büyük mutasavvıflarından Mahmut Sami Ramazanoğlu, Hz. Yusuf için yazdığı eserde şöyle bir anekdot aktarır: 'Hz. Yusuf bir gün aynaya bakarken yakışıklılığına hayran kalır ve şöyle der: 'Bir gün köle olarak satılsam çok para ederdim.' Daha sonra bu ayette beyan edilen hadise ile Hz. Yusuf'un dikkatinin çekildiğini söyler. Hz. Yusuf bir köle olarak ucuza satıldı. Acaba kaça satılsaydı da ucuza gitti demeseydik? Sorunun cevabı hiçtir. Hiçbir şey Yusuf'un fiyatı etmezdi. Bir insanı satın alabilecek bir bedel alemde yoktur. İnsanı sadece onun kadrini ve kıymetini tam bilen Allah 'satın' alabilir. Böyle bir durumda keremli bir alış veriş oldu diyebiliriz.

İNSANIN VE VARLIĞIN KIYMETİ

Kadir Gecesi, kıymet bilme gecesidir. Bu gece içinde önce Kuran'ın kıymeti bilinir. Kuran-ı Kerim Allah'ın kelamıdır ve bütün sözlerden değerlidir. İlahi kelamı başka sözler gibi sayan Kadir Gecesi'ni anlamayacaktır. Geceyi idrak etmenin ilk şartı Kuran'ın keremini ve kadrini idrak etmektir. Bu kıymetli söz eşyanın hakikatini ve kıymetini öğretmek üzere insanın kalbine indi (nüzul). Kuran'ın indiği gecenin adı Kadir iken kalbine indiği zat da Hz. Peygamber'dir. Kuran-ı Kerim kendisine layık bir kalbe inmiş, peygamber de onun kadrini hakkıyla idrak etmiştir. Bu durumda en azından bir kişi Kitabın kadrini bilerek vahye mukabele etmiştir. Hz. Peygamber için Kadir Gecesi'nin anlamı kendi kadrini Allah'ın sözünde bulmasında ortaya çıkar. O her şeyden uzaklaşarak Allah'a yönelmişken vahiy kendisine geldi. Hz. Peygamber, insanın değerinin Allah'a bağlılık olduğunu bildi. Bize de bunu miras bıraktı. Başka bir anlatımla Kadir Gecesi, Hz. Peygamber ve vahiy ilişkisini anlatan bir gece olarak önümüzü aydınlatır. Öteki müminler için kadir gecesi henüz 'kuvve' halinde durur. Bin aydan daha hayırlı -yani bir ömür- gecenin idrak edilebilmesi için vahiy ile peygamber arasındaki ilişkiye katılmak gerekir. Hz. Peygamber'in kalbine gelen vahyi kendi kalbine indiren insan Kadir Gecesi'ni idrak etmiş demektir. Bu durumda insan kıymetinin Allah'tan geldiğini ve O'na yönelmekte olduğunu bilerek eşyada itibar aramaz. Kadir Gecesi'ni idrak etmek, insanı dünyeviliğe kölelikten azat eder.

İLAHİ RIZA İÇİN ÇALIŞMAK

Rabiatü'l-Adeviyye birkaç cümleyle Müslümanlar'ın ibadet ve ahlak anlayışını derinden etkilemiş büyük bir sufidir. Müslümanlar'ın onun mübarek adını kızlarına vermeleri boşuna değil! Her kız veya erkek çocuğun ideali Rabia'nın beklentisiz dindarlığına talip olmaktır. İnsanı bundan daha çok yüceltebilecek başka bir şey yoktur. İbadetin maksadı Allah'ın rızasını kazanmaktır. Bütün ibadetler bu maksat üzere yapılır. Buna da 'İhlas' denilir. Allah, ayetlerde kullarına ödüller vereceğini beyan eder. Bu nedenle insanların niyetleri karışır ve ibadeti cenneti elde etmek ve cehennem azabından kurtulmak için yaparlar. Rabiatü'l-Adeviyye bunu eleştirerek şöyle der: 'Bakıyorum ki herkes Allah'a bir şey için ibadet ediyor. Allah'a Allah için ibadet eden yok! Elime bir kova su alıp cehennemi söndürmek, bir ateş ayıp cenneti yakmak diyorum. Belki o zaman kim Allah'a Allah için ibadet ediyor anlaşılabilir.' Rabia'nın bu sözleri Müslümanlar'ı derinden etkilemiştir. İlahi rıza dinin en önemli ilkesi kabul edilerek dikkatler ona verilmiştir. Allah'ın rızası demek Allah'ı razı etmek değildir sadece; aynı zamanda Allah'tan razı olmak anlamına gelir. İnsan ibadetlerini Allah'tan razı olarak yapar ve O'nu razı etmeyi arzular.

BİR AYET

'Kuşkusuz biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik. Sen Kadir Gecesi'nin ne olduğunu nasıl bileceksin? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh rablerinin izniyle onda inerler.' (Kadir Suresi) 

Bu sure, Kadir Suresi diye bilinen suredir. Sure ismini bir geceden adını alır. O gece Kuran-ı Kerim Hz. Peygamber'in kalbine inmeye başlamıştı. Kuran-ı Kerim'de ismi verilip bin aydan hayırlı sayılan bu gece, Ramazan'ın son on günündeki tekli gecelerde aranır. Yaygın kanaate göre yirmi yedinci gecedir. Kadir gecesinin anlamı vahiyle insanın buluşmasıdır. Bu geceyi anlamlı kılan vahyin nazil olmasıdır. Vahiy hayata anlam getirdiği için bir gece bin aydan -bir ömür- daha hayırlıdır. Bu nedenle Kadir Gecesi'ni anlamak demek vahyi ve onunla irtibatı anlamak demektir. Vahyi anlamak ise Allah ile irtibatımızı hatırlamak demektir. Kadir kelimesinin anlamı değer, kıymettir. Allah ile irtibatını hatırlayan ve ezeli misakı ikrar eden insan kıymetini bulmuş demektir. Ayet-i Kerime'de şöyle denilir: 'Duanız olmasaydı rabbim size niçin değer versin?' İnsanın değerini Allah'a kullukta bulduğu an, onun kadir gecesi diye bilinir.

BİR HADİS

Hz. Ayşe, Hz. Peygamber'in Kadir Gecesi şöyle dua ettiğini söylemiştir: 'Allah'ım! Sen affedicisin! Affetmeyi seversin, beni affet.' 

Allah'ın isimlerinin önemli bir kısmı affetmekle ilgili isimlerdir. Bu meyanda el-Afüvv, el-Gafur, el-Gaffar gibi isimler günahları bağışlamakla ilgili isimlerdir. Es-Settar ismi ise kulların günahlarını örtmek anlamı taşır. Allah affedicidir ve affetmeyi sever. Kullarına da affetmeyi emreder. Kullar, Allah'ın buyruğuna göre yaşar ve başkalarının hatalarını affederek ilahi ahlaka uyarlar. Müslümanlar arasında kin tutmak, ayıpları ifşa etmek, affetmemek diye bir şey olamaz. Bir mümin affedicilikle ve kin tutmamakla peygambere benzeyebilir. Affetmek Allah'ın şanının iktiza ettiği fiillerdendir. Allah kullarının günah işlememesini değil, tövbe etmelerini ve af dilemelerini emretti. Bu nedenle pek çok ayette tövbe ve bağışlama dilemek zikredilir. Hz. Peygamber, bunu beyan etmiştir. İnsanlar, hiç günah işlemeyecek olsaydı, Allah onları yeryüzünden kaldırır, yerlerine günah işleyen fakat tövbe eden bir topluluk getirirdi. İnsanın kıymetini tövbesindedir. Allah günahları bazen affeder, bazen onları hayra çevirerek kişinin sevap hanesine kaydeder

SORU-CEVAP

HAFIZA SORUNLARINA KARŞI KURAN ALFABESİ REÇETESİ!​​

 Kuran-ı Kerim'i mealinden okumak yeterli midir? Metniyle okumak yerine meali okumak doğru olur mu? 

Kuran-ı Kerim ilahi kitaptır, başka herhangi bir kitaba benzetilemez. Bir kitabın meali onun yerini bir ölçüde alabilir, fakat Kuran-ı Kerim'in meali onun yerini alamaz. Bu nedenle anlamı bilinse de bilinmese de Kuran-ı Kerim, asıl metninden okunmalıdır. Kuran-ı Kerim'i okurken ilahi kitabı okuma bilinci yerleştiği ölçüde kitap ona tesir eder. Meal asıl metnin yerini alamaz. Günlük hayat içinde haberdar olmak üzere meal okumak faydalı olabilir. Herkesin mümkün olduğu ölçüde asıl harflerinden Kuran okumayı öğrenmesi tavsiye edilebilir. Özellikle belli yaşın üzerinde olan insanlar hafıza sorunlarına ve hastalıklarına karşı alfabe Kuran alfabesini öğrenmelidir. Kuran alfabesi hafızayı korumaya büyük katkı sağlayacaktır..




Bu haber 3323 defa okunmuştur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
YUKARI